Akademi bir yol değil, sadece bir söylenti
Manchester City'nin akademisi bir yol değil; UEFA'yı memnun etmek ve kendi efsanesini büyütmek için dolaştırılan bir söylenti. Cole Palmer'ı 42.5 milyon sterline satıp onun Chelsea'nin bel kemiği olduğunu izleyen kulüp, şimdi Liverpool ile Cody Gakpo için görüşmelere başladı - akademi geçmişi olmayan 25 yaşındaki bir oyuncu. Bu bir strateji değil; bu bir itiraf.
Etihad'dan mezarlık vardiyasına
Abu Dabi devralmasından bu yana City, akademi satışlarından 300 milyon sterlinin üzerinde gelir elde etti. Ama getirisi kupa değil; muhasebe. Brahim Diaz, Jadon Sancho ve Romeo Lavia gibi isimler olgunlaşmadan atıldı. Sancho'nun Dortmund'tan United'a ve oradan Stamford Bridge'de yedek kulübesine uzanan hikayesi City'nin haklı olduğunu düşündürebilir. Ama bu istisnadır; korkaklık için bahane haline getirilmiş bir istisna.
Gerçek karşılaştırma istisnalar değil kuraldır: Cole Palmer artık Chelsea'de oyunu yönetiyor. Morgan Rogers, Villa'da savunmaları titretiyor. James Trafford bile yedek kaleci olarak 19 milyon sterline satıldı. Konveyör bant bozuk değil; asla birinci takıma bağlanmadı. Pep Guardiola'nın döngüleri bitmiş ürünler ister, projeler değil. Sonuç: Kulüp Jack Grealish'e 100 milyon sterlin harcarken, Phil Foden gibi bir altyapı ürünü sembolik bir jest olarak kalıyor - ve o bile Şampiyonlar Ligi finalinde Riyad Mahrez için yedek bırakılmıştı.
Argüman: İstifçilik strateji değildir
City'nin modeli tuhaf bir melez: Avrupa'daki her yetenekli gencini al, kardeş kulüplere kirala, sonra hayatta kalanları kârla sat. Bu futbol vizyonu değil; tersine işleyen bir Ponzi şeması. Oyuncu geliştirmiyorlar, emtia ticareti yapıyorlar.
- Cody Gakpo arayışı, kendi üretim hatlarına güvenemediklerinin kanıtı - Jaden Philogene ve Liam Delap ellerindeyken 50 milyon sterlinlik bir kanat oyuncusu.
- Defterleri dengelemek için kabul edilen Palmer satışı, şimdi hücumları tökezlerken onları rahatsız ediyor.
- Akademileri İngiltere'nin en iyisi olarak derecelendiriliyor, ancak geçen sezonun şampiyonluk mücadelesinde hiçbir oyuncu ilk on birde başlamadı.
Karşı argüman: Finansal fair play mi, yoksa korku mu?
Savunma şu: City, FFP'ye uymak için satmak zorunda; akademi satışları saf kâr. Bu doğru - ama aynı zamanda bir tercih. Arsenal Emile Smith Rowe'u sattı ama Bukayo Saka'yı tuttu. United gençlerden para kazandı ama tacını kaybetmedi. Fark niyettir. City'nin sloganı 'Ödünç Alınan Zafer' olmalı, 'Superbia in Pugna' değil.
Gakpo ilgisi hırs değil; panik. Liverpool'un forvet hattı yaşlanıyor ve City zayıflık kokusu alıyor. Ama Gakpo'yu iki yıl önce 40 milyon sterline alabilirlerdi - kendi akademilerine güvenmeyi seçmeden önce. Şimdi Etihad'da hiç top oynamamış bir oyuncu için prim ödeyecekler. Bu bir strateji değil; bir semptom.
Karar: Fatura kesiliyor
24 ay içinde Manchester City, yaşlanan Kevin De Bruyne'nin yerine yıldız bir orta saha oyuncusu imzalayacak. Bu oyuncunun maliyeti 80 milyon sterlini aşacak. Bu arada Nico O'Reilly veya Jaden Philogene-Bidace bir rakip için ilk on birde başlıyor olacak. Bu sahte oyunu dayatan Şampiyonlar Ligi kuralları sıkılaşacak ve City'nin kağıt üzerindeki kâr modeli çökecek.
Tahminim: Haziran 2026'ya kadar Manchester City, İngiltere için ilk on birde başlayacak en az üç akademi mezununu satmış olacak ve yabancı bir oyuncu için fazla ödeme yapıyor olacak. Gakpo anlaşması, akademinin bir yol değil bir rehinci dükkanı olduğunun son kanıtı olacak. İroni şu: Konveyör bant gayet iyi çalışıyor - ama sadece diğer kulüpleri beslediğinde.
İlgili Haberler
Kategori: Görüş | LA Premier League Ana Sayfa