Premier Lig'in ruhu kare kare otopsi masasında

VAR, Crystal Palace'ın Nottingham Forest'a karşı attığı ikinci golü sadece yanlış değerlendirmedi. Yaşayan bir ana otopsi yaptı, sonra da cesedi adalet diye sundu. Wayne Rooney bunu dile getirdi. Haklıydı.

Gol geçerli sayıldı. Forest 3-1 kaybetti. Ama kararın kendisi daha derin bir hastalığın belirtisi: Premier Lig, duygusal çekirdeğini, oyunu piksellerden göremeyen bir adli tıp laboratuvarına teslim etti.

Reklam alanı · 728×200 Bu alanın sponsoru olun 22.500 TL/ay · tek sponsor Reklam ver →

Bariz ve açık hatadan mikroskobik ve absürt olana

VAR 2019'da geldiğinde bize "bariz ve açık hataların" düzeltileceği sözü verildi. Karşılığında adli el kuralı aldık. Eşik o kadar aşağı çekildi ki defans oyuncuları artık penguen gibi kolları yapışık koşuyor, kaçak bir nefesin bile "doğal olmayan" sayılmasından korkuyor.

Bunu 1990'larla karşılaştırın. Tony Adams kendi ceza sahasında topa elle dokunabilir ve hakem gözünü kırpmadıysa sadece korner verilirdi. Kusurluydu ama futboldu. Şimdi tek bir kare – gerçek zamanlı bile değil – bir golü iptal edip bir sezonu değiştirebiliyor.

Bu ilerleme değil. Bu, sevincin bürokratikleştirilmesi. Premier Lig, kriket ve ragbidan hukukçu bir kültürü ithal etti ama onların netliğini ve sahadaki hakeme duydukları saygıyı ithal etmedi.

Adli el kuralına karşı dava

Mevcut el kuralı bir kural değil; bir Rorschach testi. Hakemlerden bulanık, ağır çekim tekrarlardan "doğal olmayan siluet" ve "kasıtlı hareket" yargılamaları isteniyor; bu tekrarlar oyunun hızını çarpıtıyor. Sonuç o kadar tutarsız ki kulüpler artık rakibe hazırlandıkları kadar VAR'a da hazırlanıyor.

  • Crystal Palace - Nottingham Forest: stadyumdaki her hakemin kaçıracağı bir el temasından sonra gol verildi. Karar bir düzeltme değil, teknik bir detay gibi hissettirdi.
  • Liverpool - Manchester City: Ryan Gravenberch'in kırmızı kartı – Jamie Carragher "şok edici", Wayne Rooney ise "saf ve aptalca" dedi – bir mücadeleyi geçit törenine çevirdi. İkinci sarı kart, 1990'larda faul bile sayılmayacak bir müdahale içindi.
  • Tottenham'ın Manchester United deplasmanındaki beraberliği: maç sonrası tartışmanın yine bir karar etrafında döndüğü bir başka karşılaşma. Solanke'nin geç kafa golü neredeyse akıllara gelmedi.

Tablo net. VAR ne kadar müdahale ederse, futbol o kadar futbola benzemiyor. Bir spor izlemiyoruz; bir uyum tatbikatı izliyoruz.

Ama VAR daha çok doğru karar veriyor, değil mi?

Karşı argüman çekici: VAR doğru karar yüzdesini artırdı, yani oyun daha adil. Ama adillik, adaletle aynı şey değil. Akışı, duyguyu ve bir golün ortak deneyimini yok eden teknik olarak doğru bir karar adalet değil – tablo terörüdür.

Üstelik "doğruluk" bir yanılsama. Palace'ın golüne izin veren aynı adli el kuralı, başka bir gün, başka bir hakemle, başka bir stadyumda golü iptal ederdi. Tutarsızlık bir hata değil; insanlardan imkânsız bir standardı uygulamalarını istemenin kaçınılmaz ürünü.

Hakemin düdüğünü video yardımcısının cetveliyle değiştirdik. Ve cetvel eğri.

Karar: bana hesap sorabileceğiniz bir tahmin

Bu sezonun sonunda en az bir kulüp, Avrupa kupalarına katılımı – ya da kümede kalmayı – stadyumdaki hiç kimsenin, hakem dahil, el olduğuna inanmadığı bir adli el kararıyla belirlenen tek bir puanla kaçıracak. Bu olduğunda Premier Lig, VAR ile içinden çıkamayacağı bir meşruiyet kriziyle yüzleşecek.

Çözüm daha fazla teknoloji değil. "Bariz ve açık" eşiğine dönmek, sadece gerçek zamanlı olarak apaçık olan kararlara uygulamak. Gerisi tiyatro. Ve seyirci salonu terk ediyor.

Wayne Rooney, Crystal Palace - Nottingham Forest konusunda haklıydı. Ama asıl skandal, kendi gözlerimizin zaten bildiğini bize bir yorumcunun söylemesine ihtiyaç duymamızdır: oyun gitti.

Kategori: Görüş | LA Premier League Ana Sayfa